Roma: Kolezyum'dan Trevi'ye Ebedi Şehir

"Ebedi Şehir" Roma'da iki bin yılı aşkın tarih, meydanların ve dar sokakların arasında her adımda karşınıza çıkar. Kolezyum'dan Pantheon'a, Trevi Çeşmesi'nden Navona Meydanı'na, şehirde görmeniz gereken kültürel mekânları derledik.
Kolezyum

MS 80 yılında İmparator Titus döneminde açılan Kolezyum, Roma İmparatorluğu'nun mühendislik gücünü gösteren en görkemli yapılardan biridir. Elips planlı devasa arena aynı anda elli bin kişiyi ağırlayabiliyor, gladyatör dövüşlerinden hayvan avlarına kadar geniş bir gösteri yelpazesini sahneliyordu. Zemin altındaki karmaşık tünel ve asansör sistemi, oyuncuları ve hayvanları arenaya aniden çıkarmak için tasarlanmıştı.
Yüzyıllar içinde depremler ve taş hırsızlığıyla yapının büyük bölümü kayboldu; bugün ayakta kalan taşlar bile onun eski büyüklüğünü hissettirmeye yetiyor. Geceleri altın rengi ışıklarla aydınlanan Kolezyum'un önünden geçmek, iki bin yıl önceki kalabalığın uğultusunu hayal ettirir.
Haritada göster – Kolezyum (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Pantheon

İmparator Hadrianus tarafından MS 2. yüzyılda yeniden inşa ettirilen Pantheon, tüm Roma tanrılarına adanmış bir tapınak olarak tasarlandı. Kubbesi hâlâ dünyanın en büyük donatısız beton kubbesi unvanını taşıyor; tepesindeki dairesel açıklık (oculus), binlerce yıldır yapının tek ışık kaynağı ve tek yağmur girişi olarak görev yapıyor.
7. yüzyılda kiliseye çevrilmesi, yapının bugüne neredeyse hasarsız ulaşmasını sağladı. İçeri girip başınızı kaldırdığınızda, güneş ışığının kubbenin içinde yavaşça kayarak ilerlediğini izlemek, mimarlık tarihinin en etkileyici anlarından birini yaşatır.
Haritada göster – Pantheon (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Trevi Çeşmesi

18. yüzyılda mimar Nicola Salvi tarafından tasarlanan Trevi Çeşmesi, barok heykel sanatının doruk noktalarından biridir. Deniz tanrısı Neptün'ün savaş arabasını süren atlar ve deniz canavarları, taştan adeta canlanmış gibi betimlenir. Suyun kaynağı, MÖ 19'da inşa edilen antik Aqua Virgo su kemerine dayanır.
Sırtınızı çeşmeye dönüp omzunuzun üzerinden suya bir madeni para atmak, geleneksel inanışa göre Roma'ya bir gün geri döneceğinizin işaretidir. Akşam ışıklandırıldığında meydanı dolduran kalabalığa rağmen çeşme büyüleyiciliğinden hiçbir şey kaybetmez.
Haritada göster – Trevi Çeşmesi (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Navona Meydanı

Piazza Navona, MS 1. yüzyılda İmparator Domitianus'un yaptırdığı bir stadyumun üzerine kurulmuştur; meydanın uzun ve dar oval şekli doğrudan bu antik atletizm arenasının izlerini taşır. Barok dönemde Bernini'nin elinden çıkan Dört Nehir Çeşmesi, meydanın tam ortasında Nil, Ganj, Tuna ve Rio de la Plata nehirlerini simgeleyen dev heykellerle yükselir.
Çevresini saran kafeler, sokak ressamları ve sanatçılar, meydanı Roma'nın en canlı buluşma noktalarından birine dönüştürür. Akşam saatlerinde çeşmelerin aydınlatılmasıyla meydan, açık hava müzesi ile sosyal yaşamın iç içe geçtiği bir sahneye dönüşür.
Haritada göster – Navona Meydanı (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Campo de' Fiori

Adı "çiçek tarlası" anlamına gelen Campo de' Fiori, Orta Çağ'da gerçekten açık bir çayırdı; zamanla Roma'nın en canlı pazar meydanlarından birine dönüştü. Sabahları meydanı dolduran renkli sebze, meyve ve baharat tezgâhları, akşam olduğunda yerini kafelere ve sokak hayatına bırakır. Meydanın ortasındaki filozof Giordano Bruno heykeli, burada 1600 yılında idam edilen düşünürü anar.
Vatikan'a ve Piazza Navona'ya yürüme mesafesindeki konumu, meydanı hem yerel halkın günlük hayatının hem de ziyaretçilerin uğrak noktası hâline getirir. Sabah pazarının telaşıyla akşamın sakin kafe sohbetleri arasındaki bu tezat, Roma'nın gündelik ritmini en iyi hissettiren yerlerden biridir.
Haritada göster – Campo de' Fiori (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Piazza del Popolo

Roma'nın kuzey girişinde yer alan Piazza del Popolo, yüzyıllar boyunca kuzeyden gelen hacıların ve gezginlerin şehre ilk adım attığı noktaydı. Meydanın merkezindeki dikilitaş, MÖ 13. yüzyıldan kalma bir Mısır eseri olup İmparator Augustus döneminde Roma'ya taşınmıştır. Üç ana caddenin buradan yelpaze gibi açılması, meydana simetrik ve görkemli bir görünüm kazandırır.
Meydanı çevreleyen ikiz kiliseler ve Pincio Tepesi'ne çıkan geniş merdivenler, buradan hem şehrin panoramik manzarasını izlemeyi hem de akşam gün batımını seyretmeyi mümkün kılar. Geniş ve ferah yapısıyla meydan, Roma'nın en rahat nefes alınan köşelerinden biridir.
Haritada göster – Piazza del Popolo (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
İspanyol Merdivenleri

18. yüzyılda tepedeki kiliseyi aşağıdaki İspanyol Meydanı'na bağlamak amacıyla inşa edilen bu 135 basamaklı merdiven, Avrupa'nın en geniş dış merdivenlerinden biridir. Meydanın adı, yakınındaki İspanya Büyükelçiliği'nden gelir. Merdivenin dibindeki tekne biçimli Fontana della Barcaccia, Bernini ailesinin imzasını taşır.
Basamaklar tarih boyunca ressamlara, şairlere ve gezginlere ilham kaynağı oldu. Bugün merdivenler, özellikle bahar aylarında saksılarla süslenip Roma'nın en çok fotoğraflanan buluşma noktalarından birine dönüşüyor.
Haritada göster – İspanyol Merdivenleri (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Kutsal Melek Köprüsü

MS 134 yılında İmparator Hadrianus tarafından kendi anıt mezarına (bugünkü Castel Sant'Angelo) ulaşımı sağlamak için Tiber Nehri üzerine inşa edilen bu köprü, Roma'nın en eski köprülerinden biridir. 17. yüzyılda Bernini ve öğrencileri, korkuluklara İsa'nın çilesini simgeleyen on melek heykeli ekledi.
Köprünün tam karşısında yükselen Castel Sant'Angelo'nun dairesel silueti ile birlikte, gün batımında Tiber'in sularına yansıyan bu manzara, Roma'nın en fotogenik kesitlerinden birini oluşturur. Yayalara özel bu köprüden geçmek, antik Roma ile barok sanatın aynı taşlar üzerinde buluştuğu bir yolculuktur.
Haritada göster – Kutsal Melek Köprüsü (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Ponte Umberto I

1885'te Kral I. Umberto adına yapımına başlanan bu köprü, 20. yüzyılın başında tamamlanarak Tiber Nehri'nin iki yakasını, Piazza Navona çevresini Vatikan yönüne bağladı. Beyaz travertin taşıyla kaplı sade ve simetrik kemerleri, döneminin klasik mühendislik anlayışını yansıtır.
Köprünün üzerinden bakıldığında bir yanda Castel Sant'Angelo'nun görkemli silueti, diğer yanda şehrin tarihi çatıları uzanır. Turist kalabalığından nispeten uzak kalan bu köprü, Roma'yı yerel bir bakış açısıyla, sakin bir yürüyüşle deneyimlemek isteyenler için sevilen bir güzergâhtır.
Haritada göster – Ponte Umberto I (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Via dei Coronari

Adını Orta Çağ'da burada tespih satan tüccarlardan alan Via dei Coronari, Rönesans döneminde Vatikan'a giden hacı yolunun en önemli güzergâhlarından biriydi. Dar, taş döşeli sokak boyunca sıralanan Rönesans dönemi cepheli binalar, sokağı zamanında dondurulmuş gibi hissettirir.
Bugün sokak, antikacı dükkânları, sanat galerileri ve zanaat atölyeleriyle tanınır. Piazza Navona'ya yürüme mesafesindeki bu sakin sokakta gezinmek, şehrin turistik kalabalığından uzaklaşıp otantik Roma dokusunu hissetmenin en keyifli yollarından biridir.
Haritada göster – Via dei Coronari (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Sant'Ignazio Kilisesi

17. yüzyılda Cizvit tarikatının azizi Ignatius Loyola'ya adanan bu kilise, barok dönem "göz aldatmacası" (trompe l'oeil) tekniğinin en ünlü örneklerinden birini barındırır. Ressam Andrea Pozzo'nun tavana yaptığı dev fresk, gerçek bir kubbe inşa edilmediği hâlde, belirli bir noktadan bakıldığında gökyüzüne açılan üç boyutlu bir kubbe illüzyonu yaratır.
Nef'in ortasındaki mermer bir daire üzerinde durup yukarı bakan ziyaretçiler, meleklerin göğe yükseldiği bu boyasal illüzyon karşısında hayrete düşer. Girişi ücretsiz olan kilise, sanatseverlerin Roma'da mutlaka görmesi gereken gizli hazinelerden biri kabul edilir.
Haritada göster – Sant'Ignazio Kilisesi (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Galleria Sciarra

1888 yılında bir ticaret galerisi olarak inşa edilen Galleria Sciarra, Roma'nın belki de en az bilinen ama en şaşırtıcı iç mekânlarından biridir. Avluyu çevreleyen dört katlı cephe, tepeden tepeye dev bir art nouveau freskiyle kaplıdır; sahneler dönemin idealize edilmiş kadın figürlerini işler.
Üstü renkli camdan bir çatıyla kapatılan avlu, dışarıdan gelen doğal ışığı yumuşak bir şekilde içeri süzer ve freskleri gün boyu farklı tonlarda aydınlatır. Via del Corso'nun hemen yanındaki sıradan bir kapının ardında saklı olan bu galeri, kalabalık cadde arasında beklenmedik bir sükunet sunar.
Haritada göster – Galleria Sciarra (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Museo di Roma

Piazza Navona'nın hemen yanındaki Palazzo Braschi'de yer alan Museo di Roma, 18. ve 19. yüzyılda inşa edilen bu görkemli sarayın kendisi kadar, içinde sakladığı koleksiyonla da dikkat çeker. Papa VI. Pius'un yeğeni için yaptırılan saray, freskli tavanları ve mermer merdiveniyle Roma aristokrasisinin yaşam tarzını yansıtır.
Müzenin koleksiyonu, şehrin Orta Çağ'dan 20. yüzyıla uzanan günlük yaşamını tablolar, heykeller ve tarihi fotoğraflarla anlatır. Antik kalıntılardan uzaklaşıp Roma'nın daha yakın tarihine dair bir pencere açmak isteyenler için sakin ama zengin bir duraktır.
Haritada göster – Museo di Roma (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Okumaya devam et
Rota ve Mekânlar
Bu seyahati adım adım harita üzerinde inceleyin.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.



