Londra: Big Ben'den Notting Hill'e

Big Ben ve Westminster'dan British Museum'a, Londra Kulesi ile Tower Köprüsü'nden Camden Market ve Notting Hill'e kadar Londra, krallık tarihini çok kültürlü bir şehir hayatıyla buluşturur. Şehirde görmeniz gereken kültürel mekânları derledik.
Elizabeth Kulesi (Big Ben)

Westminster Sarayı'nın kuzey ucunda yükselen 96 metrelik bu neo-Gotik kule, 1859'da tamamlandığında dünyanın en büyük dört yüzlü çalar saati unvanını taşıyordu. Kulenin resmi adı 2012'de Kraliçe II. Elizabeth'in Elmas Jübilesi anısına "Elizabeth Kulesi" olarak değiştirildi, ama içindeki 13,7 tonluk büyük çanın lakabı olan "Big Ben" hâlâ hem çanı hem kuleyi tanımlamak için kullanılıyor.
Çanın adının nereden geldiği tartışmalı — bazıları dönemin Bayındırlık Bakanı Sir Benjamin Hall'dan, bazıları ise ağır siklet boksör Benjamin Caunt'tan geldiğini söylüyor. II. Dünya Savaşı'nda Londra bombalanırken bile saat kulesi hiç durmadı ve BBC radyosu her gece çanın vuruşlarını canlı yayınlayarak halka moral verdi; bugün hâlâ Yeni Yıl'ı karşılayan çan sesi olarak biliniyor.
Haritada göster – Elizabeth Kulesi (Big Ben) (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Westminster Sarayı (Parlamento Binası)

Thames Nehri kıyısında 300 metreden uzun bir cepheyle uzanan Westminster Sarayı, İngiltere'nin Avam ve Lordlar Kamaraları'na ev sahipliği yapıyor. Ortaçağ'dan kalma orijinal saray 1834'teki büyük yangında neredeyse tamamen yanınca, mimar Charles Barry ve Augustus Pugin'in tasarladığı bugünkü görkemli neo-Gotik bina 1840-1876 arasında inşa edildi; 1.100 odası, 100 merdiveni ve 5 kilometreyi aşan koridoruyla dünyanın en büyük parlamento binalarından biri.
Bina, Ortaçağ'dan kalan ve yangından kurtulan nadir parçalardan Westminster Salonu'nu da içinde barındırıyor — burada krallar taçlandırılmış, devlet adamları yargılanmış ve İngiliz monarşisinin en önemli törenleri gerçekleştirilmiş. UNESCO Dünya Mirası listesindeki saray, bitişiğindeki Elizabeth Kulesi ile birlikte Londra'nın en tanıdık siluetini oluşturuyor.
Haritada göster – Westminster Sarayı (Parlamento Binası) (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Westminster Köprüsü

Thames Nehri'ni Westminster Sarayı'na bağlayan bu yedi kemerli demir köprü, 1862'de tamamlandığında Londra'nın merkezindeki ikinci köprüydü. Parlamento binasının rengine uyumlu koyu yeşile boyanması tesadüf değil — Avam Kamarası'nın oturma düzeninde kullanılan yeşil tonla eşleşiyor, tıpkı nehrin karşı yakasındaki Lambeth Köprüsü'nün Lordlar Kamarası'nın kırmızısıyla eşleşmesi gibi.
Köprü, hem Big Ben ve Parlamento binasının en ikonik fotoğraf açısını sunması hem de hemen yanı başındaki London Eye'a yürüme mesafesinde olmasıyla Londra'nın en çok ziyaret edilen noktalarından biri. Köprünün güney ucundaki dev gözlem çarkından bakıldığında, Thames'in kıvrımı boyunca Westminster'ın tüm görkemi tek kadrede toplanıyor.
Haritada göster – Westminster Köprüsü (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Westminster Manastırı (Westminster Abbey)

960 yılında bir Benedikten manastırı olarak kurulan Westminster Abbey, 1066'dan bu yana neredeyse her İngiliz hükümdarının taç giyme törenine ev sahipliği yaptı — Kral III. Charles'ın 2023'teki taç giyme töreni de dahil. Bugünkü Gotik yapının büyük bölümü III. Henry döneminde, 1245'ten itibaren inşa edildi; iki kulesi ise 18. yüzyılda mimar Nicholas Hawksmoor tarafından tamamlandı.
Kilise aynı zamanda "Şairler Köşesi" ile ünlü — Chaucer, Dickens, Hardy ve Kipling gibi yazarların anıt mezarlarının bulunduğu bu bölüm, İngiliz edebiyat tarihinin adeta bir haritası gibidir. Zeminindeki Bilinmeyen Asker'in mezarı, kraliyet düğünlerinin (Prens William ve Kate Middleton dahil) ve devlet cenazelerinin sahnesi olması da manastırı Britanya tarihinin kalbi hâline getiriyor.
Haritada göster – Westminster Manastırı (Westminster Abbey) (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Buckingham Sarayı

1837'den beri İngiliz monarşisinin resmi Londra ikametgâhı olan Buckingham Sarayı, aslında 1703'te Buckingham Dükü için inşa edilmiş bir konak olarak başladı; Kral III. George'un 1761'de satın almasının ardından yıllar içinde bugünkü 775 odalı devasa saraya dönüştürüldü. Cephesindeki 19 devlet dairesi, yaz aylarında sınırlı sürelerle ziyarete açılıyor.
Sarayın en bilinen görüntüsü hiç kuşkusuz kapının önünde her gün (yazın günlük, kışın gün aşırı) düzenlenen Kraliyet Muhafızları'nın nöbet değişimi töreni — kırmızı üniformalı ve kürk şapkalı muhafızların bandosu eşliğindeki geçit, yüzyıllardır değişmeyen bir Londra ritüeli. Kraliçe'nin sarayda olduğunu gösteren Kraliyet Sancağı'nın çekili olup olmadığına bakarak bile monarkın o an sarayda olup olmadığı anlaşılabiliyor.
Haritada göster – Buckingham Sarayı (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Kraliçe Galerisi (The King's Gallery)

Buckingham Sarayı'nın hemen yanında, eski bir saray şapelinin II. Dünya Savaşı'nda bombalanmasının ardından 1962'de onun yerine inşa edilen bu galeri, Kraliyet Koleksiyonu'ndan seçilen eserleri düzenli olarak değişen sergilerle halka açıyor. İsmi hükümdara göre değişiyor — Kraliçe II. Elizabeth döneminde "The Queen's Gallery" olarak bilinirken, Kral III. Charles'ın tahta çıkışıyla "The King's Gallery" oldu.
Kraliyet Koleksiyonu, Leonardo da Vinci, Vermeer, Rembrandt ve Canaletto gibi ustaların eserlerinden Fabergé yumurtalarına, taç giyme törenlerinde kullanılan mücevherlerden antika mobilyalara kadar 7.000'i aşkın parçadan oluşuyor; galerideki sergiler bu devasa koleksiyonun genelde halka hiç gösterilmemiş köşelerini gün yüzüne çıkarıyor.
Haritada göster – Kraliçe Galerisi (The King's Gallery) (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Kraliyet Ahırları (Royal Mews)

Buckingham Sarayı'nın güney kanadında yer alan Royal Mews, İngiliz kraliyet ailesinin at arabalarını, saray atlarını ve tören araçlarını barındıran çalışan bir ahır kompleksi — bugün hâlâ aktif olarak kullanılan, dünyanın en görkemli at ahırlarından biri kabul ediliyor. 1820'lerde mimar John Nash tarafından tasarlanan taş kemerli giriş kapısı ve saat kulesi, sarayın diğer bölümleriyle aynı zarafeti taşıyor.
Koleksiyonun yıldızı, 1762'de II. George için yapılan ve hâlâ taç giyme törenlerinde kullanılan 4 tonluk altın yaldızlı Altın Devlet Arabası; 2023'teki Kral III. Charles'ın taç giyme töreninde de bu araba kullanıldı. Ahırlarda ayrıca kraliyet törenlerinde koşum takımı olarak görev yapan, özenle yetiştirilmiş Windsor Grey ve Cleveland Bay cinsi atlar da ziyaretçilerle buluşuyor.
Haritada göster – Kraliyet Ahırları (Royal Mews) (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
British Museum

1753'te doktor Sir Hans Sloane'un kişisel koleksiyonunun devlete bağışlanmasıyla kurulan British Museum, dünyanın insanlık tarihini tek çatı altında toplayan ilk ulusal müze unvanını taşıyor. Bugünkü neo-klasik bina ve ünlü İyon sütunlu cephesi 1823-1852 arasında mimar Robert Smirke tarafından inşa edildi; merkezindeki cam kubbeli Büyük Avlu ise 2000 yılında Norman Foster tarafından eklendi ve Avrupa'nın en büyük kapalı meydanı hâline geldi.
Müzenin 8 milyonu aşkın eserlik koleksiyonunun en tartışmalı parçaları arasında Mısır'dan getirilen Rosetta Taşı (hiyeroglif yazısının çözülmesini sağlayan anahtar) ve Osmanlı döneminde Atina'dan alınan Parthenon (Elgin) mermerleri yer alıyor; bu eserlerin iade tartışmaları hâlâ uluslararası gündemde. Giriş tamamen ücretsiz olan müze, Londra'nın en çok ziyaret edilen mekânı olma özelliğini yıllardır koruyor.
Haritada göster – British Museum (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Regent Street

Mimar John Nash'in 1810'larda Prens Regent (sonradan IV. George) için tasarladığı Regent Street, Piccadilly Circus'tan Oxford Circus'a kadar zarif bir kavis çizerek uzanan, Londra'nın en planlı ve en görkemli alışveriş caddelerinden biri. Caddenin Piccadilly Circus'a yakın bölümündeki ünlü "Quadrant" kıvrımı, Nash'in özgün tasarımının en tanıdık izlerinden biri olarak bugün de caddenin karakterini belirliyor.
Cadde boyunca sıralanan tarihi cephelerin ardında hem butik İngiliz markaları hem de dünyaca ünlü mağazalar yer alıyor; kırmızı çift katlı otobüsler ve siyah taksilerle dolu caddenin özellikle Kasım-Aralık aylarında yakılan Noel ışıkları, Londra'nın en fotoğraflanan kış manzaralarından birini oluşturuyor.
Haritada göster – Regent Street (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
St. James's Park

Londra'nın Kraliyet Parkları arasında en eskisi olan St. James's Park, VIII. Henry'nin 1532'de burayı av alanı olarak satın almasıyla kraliyet mülkü hâline geldi; bugünkü manzaralı gölü ve peyzajı ise 19. yüzyıl başında mimar John Nash tarafından İngiliz bahçe tarzına uygun şekilde yeniden düzenlendi. Buckingham Sarayı ile Horse Guards arasında uzanan park, tam ortasındaki göletten St. James's Sarayı'nın kulelerine doğru bakan manzarasıyla ünlü.
Gölde yaşayan pelikanlar parkın en özgün simgelerinden — bu gelenek 1664'te bir Rus büyükelçinin Kral II. Charles'a hediye ettiği pelikanlara kadar uzanıyor ve kuşlar hâlâ her gün beslenerek yaşatılıyor. Park aynı zamanda Buckingham Sarayı'ndan Horse Guards Parade'e uzanan tören yürüyüşlerinin güzergâhı üzerinde yer alıyor, bu yüzden kraliyet geçit törenlerinde en gözde izleme noktalarından biri.
Haritada göster – St. James's Park (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Green Park

Buckingham Sarayı, Piccadilly ve Hyde Park arasında sıkışmış 19 hektarlık Green Park, Londra'nın Kraliyet Parkları arasında en sade olanı — çiçek tarhları veya süslü peyzajlar yerine geniş çimenler ve gölgeli, düzenli sıralar hâlinde dikilmiş yüzlerce çınar ve karaağaçla kaplı. Bu sadeliğin bir efsanesi var: rivayete göre Kraliçe Catherine, kocası II. Charles'ın burada bir metresine çiçek topladığını öğrenince tüm çiçekleri söktürmüş.
Park, Buckingham Sarayı'ndan Piccadilly'ye yürüyerek geçen ziyaretçiler için en doğal güzergâhlardan biri ve kraliyet törenlerinde top atışlarının yapıldığı yerlerden biri olarak da biliniyor. Gölgeli çınar sıraları arasındaki toprak patika, özellikle yaz aylarında şehrin gürültüsünden kaçıp serinlemek isteyen Londralıların uğrak noktası.
Haritada göster – Green Park (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Kingly Court

Soho'nun kalbindeki Carnaby Street'in hemen arkasında saklı bu üç katlı açık avlu, eskiden bir garaj ve depo alanıyken 2000'lerin başında dünyanın dört bir yanından gelen bağımsız restoranları, kafeleri ve butik mağazaları bir araya getiren canlı bir yeme-içme merkezine dönüştürüldü. Demir korkuluklu balkonlar ve peri ışıklarıyla süslenmiş üç kat, avludaki ortak masalara bakıyor.
Kingly Court'un en büyük çekiciliği, tek bir mutfağa bağlı kalmadan aynı çatı altında Peru'dan Japonya'ya, Amerikan diner'ından Akdeniz mutfağına kadar onlarca farklı seçenek arasında gezinebilme özgürlüğü; Carnaby bölgesinin butik alışveriş rotasına çıkan gezginler için doğal bir mola noktası hâline geldi.
Haritada göster – Kingly Court (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
9¾ Platformu (King's Cross)

King's Cross Garı'nın 9 ve 10 numaralı peronları arasındaki bu tuğla duvar, J.K. Rowling'in Harry Potter serisinde büyücülerin Hogwarts Ekspresi'ne binmek için içinden geçtiği hayali "9¾ Platformu"nun gerçek dünyadaki karşılığı. Duvara gömülü yarım bagaj arabası ve üzerindeki "Platform 9¾" tabelası, kitapların yayınlanmasının ardından hızla dünyanın en çok fotoğraflanan tren istasyonu köşelerinden birine dönüştü.
Hemen yanındaki resmi Harry Potter mağazasında ziyaretçiler için eşarp ve kostümler bulunuyor, sıraya girenler arabayı duvara girerken çektirdikleri "kayboluyor" pozuyla ünlü fotoğraflar için bekliyor. Gerçekte 9 ve 10 numaralı peronlar istasyonun başka bir bölümünde yer alsa da, bu sembolik köşe artık kitap kahramanlarının dünyasına adım atmak isteyen hayranlar için vazgeçilmez bir durak.
Haritada göster – 9¾ Platformu (King's Cross) (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Aziz Paul Katedrali

Christopher Wren'in 1675-1710 arasında, 1666 Büyük Londra Yangını'nda yıkılan orta çağ katedralinin yerine inşa ettiği Aziz Paul Katedrali, İngiliz barok mimarisinin en anıtsal örneği. Kubbesi, 300 yıl boyunca Londra'nın en yüksek noktası olma unvanını korudu.
II. Dünya Savaşı'nda Blitz bombardımanı sırasında çevresindeki binalar küle dönerken katedralin ayakta kalması, İngiliz basınında "Londra'nın dirilişi" olarak simgeleştirildi; katedral aynı zamanda Prens Charles ile Diana'nın 1981'deki düğününe de ev sahipliği yapmıştı.
Haritada göster – Aziz Paul Katedrali (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Londra Kulesi

Fatih Kral William tarafından 1078'de Thames kıyısında inşasına başlanan Londra Kulesi, 900 yıllık tarihinde kale, kraliyet hazinesi, darphane, hayvanat bahçesi ve ünlü bir hapishane olarak kullanıldı. İki Kraliçe (Anne Boleyn ve Catherine Howard) burada idam edildi.
Kompleksin içindeki Kraliyet Mücevherleri, 23 bin değerli taş barındıran koleksiyonuyla dünyanın en değerli mücevher sergilerinden biri; kaledeki kuzgunlar geleneksel olarak kanatları kesilerek tutulur, çünkü efsaneye göre kuzgunlar kaleyi terk ederse krallık çökecektir.
Haritada göster – Londra Kulesi (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Tower Köprüsü

1894'te açılan Tower Köprüsü, Victoria dönemi gotik mimarisiyle Londra Kulesi'nin hemen yanında yükselen ve ortadaki iki bölümü kalkan asma köprü mekanizmasıyla büyük gemilerin geçişine izin veren bir mühendislik başyapıtı. Sık sık "London Bridge" ile karıştırılsa da bambaşka bir yapı.
Köprünün üst geçidindeki cam zeminli yürüyüş yolu, ziyaretçilerin 42 metre aşağıdaki Thames trafiğini ayaklarının altından izlemesine olanak tanıyor; köprü içindeki motor odaları, orijinal Victoria dönemi buharlı makinelerini hâlâ sergiliyor.
Haritada göster – Tower Köprüsü (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Londra Gözü

2000 yılında milenyum kutlamaları için geçici bir yapı olarak planlanan Londra Gözü, açıldığında dünyanın en yüksek gözlem çarkı unvanını taşıyordu ve o denli popüler oldu ki kalıcı hâle getirildi. 32 kapsülü, Londra'nın dört bir kolonisini temsilen sayılır.
Thames kıyısında, Westminster Sarayı'nın tam karşısında yükselen çark, bir tur yaklaşık 30 dakika sürüyor; berrak havalarda kapsüllerden Windsor Kalesi'ne kadar 40 kilometre öteye bakılabiliyor.
Haritada göster – Londra Gözü (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Trafalgar Meydanı

1805'teki Trafalgar Deniz Savaşı'nda Napolyon donanmasına karşı kazanılan zaferin anısına adlandırılan meydan, ortasındaki 52 metrelik Nelson Sütunu'yla savaşta hayatını kaybeden Amiral Nelson'ı anıyor. Meydan 1840'larda mimar John Nash'in planlarıyla bugünkü hâlini aldı.
Sütunun kaidesindeki dört dev bronz aslan heykeli, Napolyon'un ele geçirilen toplarının eritilmesiyle döküldü; meydan bugün siyasi gösterilerden Yılbaşı kutlamalarına kadar Londra'nın en sık kullanılan kamusal buluşma noktası.
Haritada göster – Trafalgar Meydanı (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Covent Garden

17. yüzyılda İngiltere'nin ilk planlı meydanı olarak tasarlanan Covent Garden, başlangıçta bir meyve-sebze pazarıydı; 1970'lerde pazar işlevini yitirince cam çatılı pazar binası butik ve kafelerle dolu bir alışveriş-eğlence merkezine dönüştürüldü.
Meydanda her gün sokak sanatçılarının performans sergilediği bir gelenek var; Royal Opera House'un da bu meydanda olması, bölgeyi Londra'nın sanat ve eğlence sahnesinin kalbi hâline getiriyor.
Haritada göster – Covent Garden (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Camden Market

1974'te küçük bir zanaat pazarı olarak açılan Camden Market, zamanla Regent's Kanalı kıyısında binlerce tezgâhı barındıran, Londra'nın en büyük ve en alternatif açık hava pazarlarından birine dönüştü. Punk ve gotik alt kültürlerin 1970-80'lerdeki merkez üssü olarak da tarihe geçti.
Dünya mutfaklarından sokak lezzetlerine, vintage kıyafetlerden el yapımı takılara kadar geniş bir yelpazeyi barındıran pazar, kanal kıyısındaki sanayi dönemi binalarıyla da kendine özgü bir atmosfer sunuyor.
Haritada göster – Camden Market (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Notting Hill

Pastel renkli Victoria dönemi evleriyle tanınan Notting Hill, 1950-60'larda Karayip göçmenlerin yerleştiği ve Avrupa'nın en büyük sokak festivallerinden Notting Hill Karnavalı'nın doğduğu semt. 1999 yapımı aynı adlı filmle de dünya çapında ün kazandı.
Semtin Portobello Road'daki antika pazarı, dünyanın en büyük antika pazarlarından biri olarak her Cumartesi binlerce ziyaretçi çekiyor; renkli sokak cepheleri sosyal medyada en çok paylaşılan Londra manzaraları arasında.
Haritada göster – Notting Hill (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Oxford Street
Roma döneminden kalma eski bir yol güzergâhı üzerinde uzanan Oxford Street, 2,4 kilometrelik hattıyla Avrupa'nın en yoğun alışveriş caddesi kabul ediliyor. Cadde, adını batı ucunda birleştiği Oxford şehrine giden tarihi yoldan alıyor.
Selfridges gibi amiral gemisi mağazalarıyla bilinen cadde, yılda 200 milyondan fazla ziyaretçi ağırlıyor; Noel döneminde caddeyi baştan başa süsleyen ışıklandırma, Londra'nın en köklü kış geleneklerinden biri.
Haritada göster – Oxford Street (Google Haritalar yeni sekmede açılır)
Okumaya devam et
Rota ve Mekânlar
Bu seyahati adım adım harita üzerinde inceleyin.
Gezilecek Yerler
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.



